Tevhîdnâme Mealli (101-122)

 s101

101 – Allah’ım! Sen’den “hikmet” ehli olmayı diliyoruz; tâ ki sebeplerin ruhunu kavrayalım, eşyanın perde önü ve perde arkasına muttali olalım, kâinat kitabındaki ve dinin özündeki fayda, maslahat ve gayelere vâkıf olabilelim. Bir de kâmil manada Aleyhi ekmelü’t-tehâyâ Efendimiz’i serfiraz kıldığın ve nübüvvet hakikatinin önemli bir derinliği sayılan hikmetin varlığa yol bulması adına, konuşma kabiliyetinin mükemmelliği ve söz kesme hususiyeti ile, zılliyet planında bizleri de şereflendirmeni Sen’den diliyor ve dileniyoruz. Öyle ki bizleri sözde ve davranışlarda tekellüfe girmekten alıkoyacak bir keyfiyette olsun!

s102

102 – Allah’ım! Sana gönülden alaka duymayı ve bütün benliğimizle Sen’i sevmeyi, Sen’in tarafından da sevilmeyi arzu ediyor ve istiyoruz. Öyle bir sevme ve sevilme ki, Sen’den gayrı bütün mâsivanın sevme ve sevilmesinden, kalbî alâka ve düşkünlüğünden bizleri müstağnî kılsın!

s103

103 – Allah’ım! Temiz, güzel ve helâl dairesi içinde bir hayat sürmeyi bizlere lütfeyle! Öyle bir hayat ki, kendimize zulmetmek ve çizdiğin sınırları çiğnemek suretiyle razı olmadığın bir yaşam içinde debelenmekten bizleri alıkoysun!

s104

104 – Allah’ım! Sen’den lütuf ve kerem, ihsan ve cömertlik istiyor ve başımızdan aşağıya sağanak sağanak yağdırmanı diliyoruz. Öyle ki, bizleri, başkalarından gelebilecek iyilik ve yardımlardan müstağnî kılacak keyfiyette olsun!

s105

105 – Allah’ım! Sen’den, kâmil manada bir korunma, sakınma ve ittikâ istiyoruz; tâ ki emirlerini tutup yasaklarından kaçınmak suretiyle, azabından korunma cehd ve gayreti içinde bulunalım, takva dairesine girmiş olalım. Öyle bir korunma lütfeyle ki; Sana isyan etmenin unvanı olan ma’âsînin her türlüsünden; kusur ve günahın her çeşidinden ve şüpheli şeylerin her cinsinden korunabilelim.

s106

106 – Allah’ım! Sen’den; her türlü ma’siyet ve mesâvîye bulaşmaktan koruyacak bir sıyanet ve sera ile bizleri serfiraz kılmanı diliyoruz. Öyle ki başkalarının korumalarından bizleri müstağnî kılacak keyfiyette olsun!

s107

107 – Allah’ım! Hasımlarımızın bize yapageldikleri zulümler ve elimizden gasp edegeldikleri haklarımız sebebiyle onları istihkakları olan öyle bir cezalandırmaya tâbi tut ve intikamımızı onlardan öyle bir al ki, başkalarının vereceği cezadan bizleri müstağnî kılacak ölçüde olsun!

s108

108 – Allah’ım! Hasımlarımızın utanmazlıklarını öyle bir açığa çıkar, kabahatlerini yüzlerine öyle bir vur, onları öyle bir kınanmaya maruz bırak ki, başkalarının onları utandırmasını beklemekten bizleri müstağnî kılacak ölçüde olsun!

s109

109 – Allah’ım! Yeryüzünde melekliği temsil eden hakikat erlerine kin ve düşmanlık besleyen kimseleri, ıslaha kâbil değillerse, bir an evvel mahv u perişan eyle ve zararlarını boyunlarına dola! Öyle bir ceza ile onları cezalandır ki, Sen’den gayrısının bu konuda imdadımıza yetişmeleri için beklentilere girmekten bizleri alıkoysun!

s110

110 – Allah’ım! Bizlere garaz besleyen ve hasım olan düşmanlarımızdan yola gelme istidadını yitirmiş olanları en kısa zamanda kahr u perişan eyle. Öyle ki onların zulmü altında inim inim inlerken, bizlere imdat adına Sen’den gayrısından gelmesi mukadder düşmanlarımızı cezalandırma yardımlarına bel bağlamaktan bizleri alıkoyacak keyfiyette olsun!

s111

111 – Allah’ım! Tek işleri bizlere düşmanlık yapmaktan ibaret olan kimseleri öyle bir rezil ve rüsva kıl, itibarlarını öyle bir kır ve alçaklıklarını öyle bir âşikar et ki, başkalarından gelebilecek öyle bir cezalandırmadan bizleri müstağnî kılsın!

s112

112 – Allah’ım! Bize düşmanlık yapanları öyle hor ve hakir kıl, onların haysiyetten yoksun olduğunu öyle bir ortaya koy, zelil ve alçaklıklarını günyüzüne öyle bir çıkar ki, başkalarının onlara vereceği o türlü cezadan bizleri müstağnî kılsın!

s113

113 – Allah’ım! Bize düşmanlığa kilitlenmiş fesada açık ruhları öyle zelil kıl, onların üstesinden öyle gel ve onların hor ve hakir olduklarını öyle bir ortaya çıkar ki, başkalarından gelebilecek zelil kılmalara karşı bizleri müstağnî eylesin!

s114

114 – Allah’ım! Bize besledikleri düşmanlık sebebiyle, sâir insanlara medâr-ı havf ve ibret olacak vecihle hasımlarımızı cezâlandır. Öyle ki bu cezalandırman, bizleri başkalarından gelecek benzer cezalandırmalardan müstağnî bıraksın!

s115

115 – Allah’ım! Islaha kâbil olmayan hasımlarımızın hakkından öyle bir gel ki, onları yerle bir etme noktasında başkalarının ortaya koyacakları performanstan bizleri müstağnî kılsın!

s116

116 – Allah’ım! Bize adavetle oturup kalkanların aleyhimizde hazırladıkları tuzak ve planlara nezd-i Ulûhiyetine yakışır öyle bir karşılık ver ki, bizleri başkalarından gelebilecek karşılıktan müstağnî kılsın!

s117

117 – Allah’ım! Bize düşmanlık besleyenlerin entrika ve tuzaklarını başlarına geçir; hiç ummadıkları zaman ve şekilde onların hakkından gel! Bu mukabelen öyle bir keyfiyette olsun ki, başkalarının mukabelesinden bizleri müstağnî kılsın!

s118

118 – Allah’ım! Hasımlarımızın hıyanet, kalleşlik, namussuzluk ve sözünde durmamazlıklarına öyle bir mukabelede bulun ki, Sen’den gayrısının (mâsivâ) verecekleri karşılıklardan bizleri müstağnî bırakacak kemmiyet ve keyfiyette olsun!

s119

119 – Allah’ım! Nâm-ı Celîl-i Muhammedî’yi dünyanın dört bir yanına duyurma gayreti dışında bir şey hedeflemeyen Hizmet’imize “firak-ı dâlle” iftirası atan ve “sapık cereyan” ithamında bulunanlara öyle bir mukabelede bulun ki, bu konuda başkalarının ortaya koyacakları mukabeleden bizleri müstağnî kılacak keyfiyette olsun!

s120

120 – Allah’ım! Hizmet-i imaniyenin adanmış erlerine “irtidat” töhmeti yapan ve onlara “dinden dönme” iftirasını isnad edenlere öyle bir mukabelede bulun ki, Sen’den gayrısından (mâsivâ) gelebilecek mukabeleleri gölgede bırakacak ve onlardan müstağnî kılacak ölçüde olsun!

s121

121 – Allah’ım! Hayatlarını bizlere düşmanlığa göre ayarlamış hasımlarımızı kahret, boyunlarını bük ve onlara galebe çal; onları yerle bir et ve zararlarını bertaraf eyle! Öyle ki, onları çarptıracağın bu ceza, bizleri başkalarının vereceği cezalardan müstağnî kılacak keyfiyette olsun!

s122

122 – Allah’ım! Tutuklanan, hapsedilen ve derdest edilen “mescûn” kardeşlerimize; tevkif edilen, işinden alıkonulan ve hürriyeti kısıtlanan “mevkuf” kardeşlerimize; darda bırakılan, kendisine sebepler üstü bir yardım elinin uzanmasına muhtaç olacak şekilde üzerinde baskı kurulan “muzdarr” kardeşlerimize; gadre ve haksızlığa uğramış, hak ettiği imkanlar zorla elinden alınmış “mağdur” kardeşlerimize; hak etmediği muameleye tâbi tutulan ve zâlimin gaddar eliyle zulme maruz bırakılan “mazlum” kardeşlerimize, tez zamanda serbest kalmalarını ve hak ettikleri hürriyet ve imkanlara kavuşmalarını lütfeyle. Öyle ki, bu lütfunun keyfiyeti, Sen’den gayrı “mâsivâ”dan gelebilecek iyiliklerden müstağnî kılacak ölçüde olsun!

***z1

Ey “kalbi kırık”ları maiyyetiyle şereflendiren! Ey “Gönlü mahzunların yanındayım!” buyuran! Hâlihazırda gönüllerimiz paramparça, mahzun ve kederli. Ne olur, maiyyetini bizlere duyur! Bizi bize terk etmek suretiyle bizleri mahvettirme!

z2

Ey darda kalanların, canı gırtlağına dayananların, dergâh-ı ulûhiyetinin kapısının tokmağına dokunanların çağrılarına icabet buyuran Allah’ım! Hâl-i pür-melâlimiz Sana ayân.. canlarımız gırtlakta ve son kelime dudakta.. azıcık acı bize.. Hak duygusunun gönlümüzde hâsıl ettiği heyecan ve hafakandan, bâtıl duygu ve düşüncesine karşı koyma cehdi ve gayreti sebebiyle; yeryüzü bütün genişliğine rağmen daraldıkça daraldı; sadırlarımız ve nefsimiz bizi sıktıkça sıkmaya başladı. Ne olursun bizlere tez zamanda ferec ve mahrec nasip buyur!

z3

Benzer hâlet-i ruhiye yaşayan Hazreti Yakub gibi biz de yüce dergahının kapısına geliyor; şekvâmızı Sen’den değil, Sana yapıyoruz.. Evet, dağınıklığımızı, üzüntü ve kederimizi, ıztırap ve elemlerimizi Sana şikayet ediyor ve “Bir çâre!” diye yalvarıyoruz.

z4

Allah’ım! Sırlar semasının güneşi, zuhur eden nurların mücessem şekli, Celâl sıfatının mihveri ve Cemal burcunun merkez kutbunu teşkil eden Efendimiz Hazret-i Muhammed’in (sallallahu aleyhi vesellem) Ehadî tecellilere mazhar biricik ve latif zatına salat eyle!

*

z5

Allah’ım! Efendimizin Sen’in nezd-i Ulûhiyetindeki sırrının ve O’nun Sana olan seyrinin hakkı hürmetine, beni (bizleri) korktuklarımdan emin kıl; hata ve kusurlarımı hayra tebdil eyle; üzüntümü ve hırslarımı gideriver. Hadiselerin, lehimde cereyan etmesini sağla ve hep benimle ol! Beni bana bırakma, beni nefsimin pençesinden kurtarıp Zâtınla kâim eyle! Nefis, benlik ve enaniyet ciheti itibariyle ruh ufkunda ölüp fâni olmayı ve Sen’inle yeni bir varlığa ermeyi bana nasip buyur! Nefsinin zebunu ve ona meftun olmaktan, hislerimle çepeçevre sarmalanıp his insanı kesilmekten beni muhafaza eyle! Eşya ve hadiselerin gerçek yüzlerine beni muttali kılmak suretiyle, çoğu kişiden gizlenmiş hakikatlerin üzerindeki perdeyi benim için arala! Ey ebedî hayat sahibi olan “Hayy”, ve ey Kendi Kendine kâim bulunan “Kayyum”, ey Hayy u Kayyum, ey Hayy u Kayyum!

*

z6

Allah’ım! Efendimiz ve doğru yolu bulma konusunda tek rehberimiz ve dayanağımız Hazreti Muhammed’e, âile ve ashabına, yeryüzü ve gökyüzü sâkinlerinden hayırlı olanlarının bütününe, hülasa bu kutlu güzîde kullarının hepsine salat ve selam eyle!

(Âmin)