PEYGAMBERIMIZ (A.S.)IN İSIMLERI VE KÜNYESI

Peygamberimiz (a.s.):

“Benim birtakım isimlerim vardır:

Ben Muhammed’im!

Ben Ahmed’im!

Ben Mâhî’yim ki, Yüce Allah, küfrü benimle yok edecektir!

Ben Hâşır’ım ki, insanlar, Kıyamet günü benim izimce haşr olunacaklardır!

Ben Âkıb’ım ki, benden sonra peygamber yoktur!”[20]

“Ben rahmet peygamberiyim!”[21]

“Ben savaşlar peygamberiyim!” buyurmuşlardır.[22]

Peygamberimiz (a.s.), Kur’ân-ı Kerîm’de dört kere Muhammed ismi ile,[23] bir kere de Ahmed ismi ile anılır.[24]

Muhammed: övülmeye layık hasletleri çok olan,

Ahmed ise: en çok övülen veya en çok hamd ve şükür eden, ya da, bu hasletlerle anılan zât mânâlarına gelir.[25]

Peygamberimiz (a.s.); en çok Muhammed ismi ile anılmış, Muhammed ismini kullanmıştır.

Medine’de bulunan Mekkeli ve Medineli Müslümanlarla Yahudileri ve her iki tarafın müttefiklerini ilgilendiren muameleler hakkında yazdırdığı yazıda Peygamberimiz (a.s.)ın Muhammed ismi yer alır.[26]

Ebu Süfyan b. Hâris’in Peygamberimiz (a.s.)ı hicveden şiirine karşı, Hassân b. Sâbit, söylediği uzunca şiirde:

“Demek, sen Muhammed’i hicvettin ha?!” der.[27]

Peygamberimiz (a.s.); Hicretin altıncı yılında Hudeybiye’de Kureyş müşrikleriyle yaptığı muahedenin yazısını yazdırmak isteyip:

“Yâ Ali! Bu, Muhammed Resûlullah’ın, Süheyl b. Amr ile üzerinde anlaşıp sulh oldukları[28] ve gereğinin yerine getirilmesini kararlaştırıp imzaladığı maddelerdir” buyurunca,[29] Süheyl b. Amr Hz. Ali’nin elini tuttu.[30]

Peygamberimiz (a.s.)a:

“Vallahi, biz senin gerçekten peygamber olduğunu tanımış olsaydık, Beytullahı ziyaretten seni alıkoymaz ve seninle çarpışmaya kalkmazdık![31] En iyisi, sen, muahedenameye bizim bildiğimiz şeyi yaz!”dedi.[32]

Peygamberimiz (a.s.):

“Ya nasıl yazalım?” diye sordu.[33]

Süheyl b. Amr:

“Muhammed b. Abdullah diye kendi ismini ve babanın ismini yaz!” dedi.[34]

Peygamberimiz (a.s.):

“Bu da güzeldir. Öyle yazınız![35]

Ben, hem Abdullah’ın oğluyum, hem de Allah’ın Resûlüyüm![36]

Vallahi, siz beni yalanlasanız da, ben yine, hiç şüphesiz, Allah’ın Resûlüyüm![37]

Kendi ismimi ve babamın ismini yazdırmak, benim peygamberliğimi gidermez!” buyurdu.[38]

Hükümdarlara gönderilen İslâmiyete davet mektuplarında da, Muhammed ismi yazılı, Muhammed Resûlullah mührü basılı idi.[39]

Peygamberimiz (a.s.)ın, hadis-i şeriflerinde açıkladıkları isimlerinden başka, Kur’ân-ı Kerîm’de ve daha önceki peygamberlere indirilmiş olan ilahî kitaplarda geçen daha birçok isimleri vardır.

İsimlerin çokluğu ise, isim sahibinin şerefinin üstünlüğünü gösterir.[40]

Peygamberimiz (a.s.); Hz. Hatice’den ilk doğan oğlu Hz. Kasım’dan dolayı (Ebu’l-Kasım=Kasım’ın Babası) diye künyelenmişti.[41]

Medineli Ensardan bir zât, doğan oğluna Muhammed ismini koymak istemiş ve bunda bir sakınca olup olmadığını Peygamberimiz (a.s.)dan sormuştu.[42] Peygamberimiz (a.s.):

“Benim ismimi takınınız! Amma, künyemi takmayınız!” buyurmuştur.[43]

Hz. Ali de:

“Yâ Rasûlallah! Senden sonra doğacak çocuğuma senin ismini ve künyeni takmamı uygun görür müsün?” diye sormuş; Peygamberimiz (a.s.) ona:

“Evet!” buyurmuştur.[44]