gormeden iman ettik

Bizler Peygamberimizi (asm) görmeden iman ettik, sahabeler ise görerek iman ettiler. Bizim imanımız mı, sahabelerin imanı mı daha yüksektir? Her insanın dünyaya gelmesi bir takdir ve hikmet iledir. İnsanlar…

Sahabiler hakkında yazılan eserler

Sahabiler hakkında çeşitli tarihlerde pekçok eser kaleme alınmıştır. Fakat bu sahada meşhur olanlar şunlardır: • Ebû Ömer bin Abdilberr’in (368-463) “el-İstîâb Fî-Mârifeti’l-Ashâb” isimli eseri. Bu eserde…

Dört Abdullah

Sahabe-i Kirâm içinde 200, başka bir rivayete göre 300 kadar Abdullah var­dır. Bunlardan dördü, “Dört Abdullah” manasına gelen “Abâdile-i Erbaa” ola­rak meşhurdur. Bun­lar: Abdullah bin Abbas, Abdullah bin Ömer, Abdullah bin Zübeyr ve Abdullah bin Arar bin Âs’tır

Sahabilerin fakihleri

Dinî meselelerde fetva veren sahabiler pek çoktu. Dört Halife bu hususta ilk sırayı almakla beraber, fetvaları kaydedilen ve bize kadar ulaşan sahabiler ise şunlardır: Hz. Ömer, Hz. Ali, Abdullah bin Mes’ud, Abdullah bin…

Sahabenin sayısı

Peygamber Efendimiz (a.s.m.) irtihâl ettiği sırada hayatta bulunan sahabile­rin toplam sayısı hakkında kesin bir bilgi bulunmamakla beraber, 100 binin üze­rinde olduğu be­lirtilmektedir. Mesela Veda Haccı’na 40 bin sahabi, Tebük Se­feri’ne 70 bin sahabi ka­tılmıştı. İmam Şâfiî ise, Peygamberimizi gören ve ondan hadis rivayet eden 60 bin sa­habinin bulunduğunu söylemektedir. Ancak daha önce vefat edenlerden başka, Mekke’nin fethi sırasında sahabiler uzak beldele­re dağılmış olduklarından isimleri sonraki nesile tam olarak intikal etmemiştir. En çok sahabi ismini, İbni Hacer, “el-İsâbe”de kaydetmiştir: 11 bin 783 adet.

Suffe Ashâbı

Suffe Ashâbı-“Suffe,” maddi-manevi varlık ve hayatlarını Sevgili Peygamberimizin (a.s.m.) hizmetine adamış olan sahabilerin oturdukları mekânın adıdır. Mes­cid-i Saadet’in arkasın­da ev, aile, mal ve mülk ile ilgisi bulunmayan bu yıldız sa­habiler için inşa edilmiş bir yerdir. Bu mütevazi mekânda yaşayan Suffe Ashâ­bı’nın eğitim ve talimiyle Peygamber Efendimiz bizzat ilgilenmişlerdir. Kur’ân’ın cihanı kuşatan prensip ve hakikatlerini önce Suffe Ashâbı’na öğ­ret­mişlerdir. Suffe Ashâbı’nın bütün vakti ilim, tefekkür ve ibadetle geçmiştir. Mu­kaddes dava uğrunda hayatı hiçe sayan bu mücahitler, Kur’ân’a sözle karşı­­lık veremeyince kılıçla saldıran müşriklere karşı cihat ederek şehadet gibi yüce bir makama ermişlerdir. Bir tebliğ ve cihat hizmeti olunca Peygamber Efen­dimiz ilk evvela Suffe Ashâbı’ndan seçmiştir.

Sahabilerin derecesi

Peygamber Efendimizle beraber müşriklerin hakaret ve tehdidine uğ­rayanlar, işkence görenler, mallarını, yurt­larını, çoluk çocuklarını bırakıp başka beldelere hicret etmek mecburi­yetinde kalanlar ve Allah yolunda şehit olanlar vardır. Bu sahabiler arasında de­rece far­kının olması gayet tabiidir.

Sahabede Peygamber Sevgisi

Allah’tan sonra en çok sevgiye layık olan, şüphesiz, Allah Resûlü’dür. Re­sû­lul­lah’ı en çok sevenlerin başında ise Sahabe gelir. Bu gerçek, Kur’ân’da şu şe­kil­de ifadesini bulmuştur: “Peygamber, müminlere kendi nefislerinden daha sevgilidir.”[1]