Ebu Davud’un İbn Abbas’tan yaptığı rivayete göre, Hz. Peygamber (a.s.m) ) bir ay aralıksız öğle, ikindi, akşam, yatsı ve sabah namazlarında, her namazın sonunda / sonuncu rekatta: “Semiallahülimenhamideh” deyince kunut yaptı (kunut: dua veya beddua okumaktır). Bu kunutta Beni Süleym’den bazı kabilelere; Ri’l’e, Zekvan’a ve Usayye’ye beddua etti, arkasındakiler de “amin” dediler. (bk. Ebu Davud, Salat, 345).

Bazı alimler, bu gibi hadislerden kunutun rükudan kalktıktan sonra okunacağına delil kabul etmişlerdir. Şafii Mezhebi’nin alimleri de bu görüştedir. Ayrıca bir musibet zamanında, düşmanların zulüm yaptığı zamanlarda bütün namazlarda müminlerin lehine, kâfirlerin aleyhine beddua etmenin sünnet olduğuna, bu hadisler bir delil olarak kabul görmüştür. Benzer rivayetler Buharî ve Müslim’de de vardır.

Malumdur ki, vitir ve sabah namazlarında ayakta yapılan duaya genel olarak “kunut” adı verilmektedir. Rasûlü Ekrem Efendimiz (a.s.m.)’in değişik zamanlarda ve namazlarda farklı farklı kunut duaları okuduğuna dair hadisler vardır. İmam Şafiî ve İmam Mâlik’e göre, kunut duası, sabah namazının farzında rükû ile secde arasında kıyam halinde okunur. Fakat, Ebu Hanîfe Hazretleri, kunut duasının farz namazlarda geçici bir süre için okunduğu ve daha sonra kaldırıldığı, bu nedenle vitir namazından başka bir namazda okunmayacağını söyler. Ancak bir fitne, belâ ve musîbet vuku bulduğu zamanlarda sabah namazının farzında da kunut okunabileceğini belirtmektedir.

Kunut Duasi

Kunut Duasi