MÜŞRIKLERIN PEYGAMBERIMIZ (A.S.)A VE MÜSLÜMAN OLANLARA İŞKENCELER YAPMAYA BAŞLAMALARI

Kureyş müşrikleri; Peygamberimiz (a.s.)a ve Kureyşîlerden Müslüman olup Peygamberimiz (a.s.)la birlikte bulunanlara karşı düşmanlıkta daha şiddetli, daha kat davranmaya başladılar.

Aşağılık adamlarını kışkırttılar, Peygamberimiz (a.s.)a saldırttılar.

Peygamberimiz (a.s.)ı yalanladılar.

Ona şairlik, sihirbazlık, kâhinlik ve mecnunluk.. gibi, kendilerinin de inanmadıkları türlü isnad ve iftiralarda bulunarak eziyet ettiler.

Peygamberimiz (a.s.) ise; Allah’ın emrini açıklamaktan; müşrikleri putlarından ayırmak, küfürlerinden uzaklaştırmak için, dinlerini yermek gibi, hiç hoşlanmadıkları şeyleri söylemekten geri durmadı.[344]

Yüce Allah; müşriklere karşı Peygamberimiz (a.s.)ı amcası Ebu Talib ile, Hz. Ebu Bekir’i de kavim ve kabilesi ile korudu.

Diğer Müslümanlara gelince;

Müşrikler onları yakalıyorlar, çıplak vücutlarına demir gömlekler giydiriyorlar, kızgın güneşin altına yatırıp vücutlarının yağlarını eritiyorlardı!

Müşriklerden hiçbiri yoktu ki, yaptıkları dayanılmaz işkencelerle istediklerini onlara söyletmesin![345]

Ancak, Bilal-i Habeşî’ye söyletemediler.[346]

Kureyşfl erden her kabile; içlerinden Müslüman olanları,[347] Peygamberimiz (a.s.) a sahabi olanları;

Hapsetmek,

Dövmek,

Aç ve susuz bırakmak,

Mekke’nin en sıcak saatlerinde, en sıcak yerlerinde güneş altında tutmak.. gibi[348] türlü işkencelerle yıldırıp dinlerinden döndürmeye kalkıştılar. [349]

Kimisi karşılaştığı ağır işkencelere dayanamayıp dininden dönüyor; kimisi de direniyor, dönmüyor, Allah da onu dininden dönmekten koruyordu.[350]

Ammar b. Yâsir’in babası, annesi ve kardeşi gibi, dinlerinden dönmeyip işkenceler altında can verenlerde vardı.[351] Kureyş müşrikleri, adamına ve yerine göre, her hakareti ve işkenceyi yapıyorlardı.

Ebu Cehil şerefli ve arkalı bir kimsenin Müslüman olduğunu işitince varıp ona çatıyor, hakaret ediyor

“Sen babanın dinini bıraktın ha! Halbuki, o senden daha hayırlı idi. Demek sen onun fikrini hiçe saydın, şerefini düşürdün, öyle mi? Andolsun ki; biz de senin aklını akılsızlık ve ahmaklık sayacağız! Senin görüşünün yanlışlığını ortaya koyacağız! Şerefini kaybettireceğiz!” diyerek tehditlerde bulunurdu.

Eğer Müslüman olan zât ticaretle uğraşan bir kimse ise, ona:

“Vallahi, senin ticaretini durgunluğa uğratacağız, servetini yok ettireceğiz!” derdi.

Müslüman olan zayıf ve fakir bir kimse ise, onu döver, aldatıcı sözlerle kandırmaya[352] ve Müslümanlıktan döndürmeye çalışırdı.[353]

Abdullah b. Abbas’a:

“Resûlullah (a.s.)ın ashabı, dinlerini bırakmak için mazur sayılacak kadar, müşriklerden işkence görürler miydi?” diye sorulmuştu.

Abdullah b. Abbas:

“Evet!” dedi. “Vallahi, müşrikler onlardan yakaladıkları herhangi birisini o kadar döverler,[354] o kadar aç ve susuz bırakarak döverlerdi ki,[355] atlan dayağın şiddetinden[356] oturamaz hale gelir, dininden döndürmek için söylemesini istedikleri herşeyi söylerdi.[357]

Hatta kendisine ‘Allah’tan başka, Lât ve Uzzâ da tanrı mıdır?’ diye sorarlar, o da ‘Evet!’ derdi.

Yanlarından geçmekte olan cual (yellengen) böceğini gösterip, ‘Şu cual de, Allahtan başka, tanrın mıdır?’ diye sorarlar; o da, kendisine yaptıkları ağır işkenceden kurtulabilmek için ‘Evet!’ derdi.”[358] Ayılıp aklı başına geldiği zaman ise, tevhide dönerdi.[359] İşte “Kalbi iman üzere sabit ve bununla mutmain ve müsterih olduğu halde cebr ve ikraha uğratılanlar müstesna olmak üzere, kim imanından sonra Allah’a inanmaz, küfre göğüs açarsa, işte Allah’ın gazabı o gibilerin başındadır! Onların hakkı, en büyük bir azabdır!”[360] mealli âyetteki istisna, böyleleri hakkında inmiştir.[361]