SÜTANNESI HALIME HATUNUN PEYGAMBERIMIZ (A.S.)I EMZIRIŞI VE BÜYÜTÜŞÜ

Peygamberimiz (a.s.)ı; Süveybe Hatundan sonra, Benî Sa’d b. Bekrkabilesinden sütannesi Halime Hatun götürüp emzindi.[110]

Halime Hatun; Kays b. Aylan’lardan Ebu Züeyb Abdullah b. Hâris’in kızı [111] ve Sa’d b. Bekr b. Hevazin’lerden Haris b. Abduluzza’nın da zevcesi idi.

Peygamberimiz (a.s.)ın bu sütanne ve babadan kardeşleri de, Abdullah b. Haris, Üneyse binti Haris ve Şeyma binti Haris idi.

Halime Hatun; yanında, kocası ve memedeki küçük oğlu ve Benî Sa’d b. Bekr kadınlarından dal[112] on kadın olduğu halde,[113] emdirilecek oğlan çocuğu arayıp bulmak üzere, yurtlarından yola çıktılar.[114]Mekke’ye geldiler. [115]

Halime Hatun der ki:

“İçinde bulunduğumuz kuraklık ve kıtlık yılında, hiçbir şeyimiz kalmamıştı.

Ben, kır merkebimin üzerinde idim.

Yanımızda yaşlı bir devemiz de bulunuyordu.

Vallahi, o bize bir damla bile süt vermiyordu.

Fakat, biz, bir yağmura kavuşmayı, darlıktan kurtulmayı umup duruyorduk.

Üzerinde bulunduğum arık ve zayıf merkebimin yürüyüşünün ağırlığı, arkadaşların canını sıkacak dereceye varmıştı.

Nihayet, Mekke’ye varıp, emzirilecek oğlan çocukları aramaya başladık.

İçimizde hiçbir kadın yoktu ki, o ona arz ve teklif edilsin de, ‘Yetimdir!’ denilince onu almaktan kaçınmış olmasın!

Çünkü, bizler, emzireceğimiz çocuğun babasından bahşişe kavuşmayı umuyor, ve onun [Peygamber (a.s.)ın] hakkında da:

‘Yetimdir. Annesi ve dedesi, bize ne ihsan yapabilecek?’ diyorduk.

Bunun için, hepimiz, onu emzirmek üzere almak istememiştik.

Benimle gelmiş olan kadınlardan, emzirilecek çocuk almayan, benden başka, kalmamıştı.”[116]

O sırada, Abdulmuttalib, Peygamberimiz (a.s.) için sütannesi arayıp duruyordu.[117]

Halime Hatun der ki:

“Abdulmuttalib, benimle karşılaşınca:

‘Sen, kimsin?’ diye sordu.

‘Ben, Benî Sa’d’lardan bir kadınım!’ dedim.

‘İsmin nedir?’ diye sordu.

‘Halime’ dedim.

Abdulmuttalib gülümsedi:

‘Ne güzel! Ne güzel! Sa’d ve hilm iki güzel haslettir ki, dünyanın hayrı da, ebediyetin izzet ve şerefi de bunlardadır.

Ey Halime! Benim yanımda yetim bir çocuk vardır ki, onu Benî Sa’d kadınlarına teklif ettim.

‘Biz, götüreceğimiz çocuklardan yararlanmayı, onların babalarından ikram görmeyi umuyoruz’ diyerek, almaya yanaşmadılar.

Onu emzirmeyi, sen üzerine alır mısın?

Belki onun yüzünden saadete, mutluluğa erersin’ dedi.

Ben de:

‘Bana biraz müsaade et de, kocama bir danışayım’ dedim.

Hemen, kocamın yanına dönüp durumu ona haber verdim [118] ve:

‘Mekke’de, bu yetim çocuktan başka, emzirilecek çocuk yoktur! O çocuğu almamızı uygun görür müsün?

Ben yurdumuza eli boş dönmemizi hoş bulmuyorum.[119]

Vallahi, ben, arkadaşlarım arasında, emzirilecek bir çocuk almadan geri dönmeyi istemiyorum.

Vallahi, o yetime gideceğim. Ben de onu alacağım!’ dedim.

Kocam:

‘Bunu yapmanda bir sakınca yok. Belki, Allah onun yüzünden bereket ve bolluk ihsan eder.[120]

Ey Halime![121] Git, al onu!’dedi.[122]

Döndüğüm zaman, Abdulmuttalib’i oturmuş, beni bekliyor bir halde buldum.

Kendisine: ‘Haydi, çocuğu getir!’ deyince, yüzünde sevinç belirdi ve beni hemen Âmine’nin evine götürdü.

Âmine, bana ‘Hoş geldin! Safa geldin!’ dedi. Beni Muhammed (a.s.)ın bulunduğu odaya koydu.[123]

Odaya girdiğim zaman, o, sütten daha ak bir yün kumaşa sarılmış, kendisinin altına da yeşil ipekten bir sergi serilmişti.

Sırtüstü yatırılmış, mışıl mışıl uyuyor, kendisinden misk kokusu geliyordu!

Sevimliliğine ve yüzünün güzelliğine hayran oldum.

Kendisini uykudan uyandırmaya kıyamadım.

Ellerimi göğsünün üstüne yavaşça koyduğum zaman, gülümsedi ve bana bakmak için gözlerini açtı.

Hemen, iki gözünün arasından öptüm ve kucağıma aldım.'”[124]

Hz. Âmine:

“Bana, üç gece: ‘Oğlunu, Benî Sa’d b. Bekr’lerde Ebu’z-Züeyb ailesi içinde emzireceksin!’ denildi” dedi.

Halime Hatun:

“İşte, bu kucağımdaki çocuğun sütbabası Ebu’z-Züeyb’dir. O benim babamdır” dedi.

Hz. Âmine gerek hamilelik, gerek doğum sırasında gördüklerini haber verip “Oğlumu iyi koru!” diyerek Halime Hatuna sıkı sıkı tenbihatta bulundu.

Halime Hatunun içi son derecede ferahladı, işittiği şeyler kendisini sevindirdi.[125]