YENI DOĞAN ÇOCUKLARIN SÜTANNELERE VERILMESI ÂDETI
Yeni doğan çocuklarını sütannelerine vermek, Kureyş ve diğer Arap eşrafının âdetleri idi.
Bu da; kadınların kocalarıyla daha rahat meşgul olmalarını ve çocukların da[103] kırda yaşayan Araplar içinde,[104] özellikle havasının güzelliği, rutubetinin azlığı ve suyunun tatlılığı ile tanınan yerlerde yaşayan şerefli kabileler arasında[105] sağlam vücutlu, sıkı etli, cesaretli yetişmelerini ve düzgün ve pürüzsüz konuşmayı öğrenmelerini sağlamak içindi.
Emevî halifelerinden Abdulmelik b. Mervan:
“Velid’i sevmek, bize zarar verdi!” derdi.
Velid; annesinin yanından ayrılmadığı için, konuşurken hep gramer hatası yapardı.
Kardeşi Süleyman ise, çok düzgün ve pürüzsüz konuşurdu. Çünkü, Süleyman ve öteki kardeşleri, kırda otururlardı.
Arapça’yı açık, pürüzsüz ve düzgün konuşmayı orada öğrenmişlerdi.[106]
Umumiyetle Araplar için tek lügat vardı. Benî Sa’d b. Bekr’lerin ise lügatları yedi idi.
Benî Sa’d b. Bekr b. Hevazin’ler; Arap kabileleri içinde, dil bakımından en fesahatli olanı, en açık, en düzgün ve en pürüzsüz konuşanı idi.[107]
Benî Sa’d b. Bekr kabilesi; Arap kabileleri arasında cömertlikleri ve şereflilikleri ile de tanınmış bir kabile idi.[108]
Mekke çevresinde ve Harem içinde oturan kabilelerden sütannesi olanlar, her yıl, iki kez, yaz ve güz mevsimlerinde Mekke’ye gelerek, yeni doğan çocukları-ücretle emzirmek üzere-alıp yurtlarına götürürlerdi.[109]